12 Aralık 2017

Epikman: “Finans Sektörü Krize Direndi”

 

RDeloitte tarafından hazırlanan “Türkiye Finans Sektörü Raporu– Küresel Kriz Yörüngesinden Çıkış” adlı rapor

 

Raporda, Türk Bankacılık sektörünün güçlü aktif kalitesi, sermaye yeterliliği, risk yönetimi ve iç kontrol sistemleri sayesinde bu dönemden, diğer sektörlere ve yurtdışı örneklerine oranla daha az etkilendiğine değinildi. Deloitte Türkiye, tüm dünyada hareketli geçen bir dönemin ardından, Türk finans sektörünün bu dönemdeki performansını değerlendiren 'Türkiye Finans Sektör Raporu– Küresel Kriz Yörüngesinden Çıkış' isimli çalışmasını yayınladı.

Raporun ilk bölümünde, dünya ve Türkiye ekonomisi ile Türkiye finans sektöründe küresel krizin etkilerinin genel görünümüyle ilgili bilgilere yer veriliyor. Geri kalan kısımlarda ise, yapısal ve finansal göstergeler, rasyolar, yurtdışıyla karşılaştırmalar, sektörel pazar payları ve şirket karlılıklarıyla ilgili bilgiler ışığında finans sektöründeki önemli gelişmeler mercek altına alıyor. Özellikle 2006 yılından günümüze kadar olan veriler üzerinde durularak hazırlanmış olan rapor, bu sayede krizin asıl etkileri hakkında iyi bir bakış açısı sunuyor.

Rapor, Türk finans sektörünün toplam aktiflerinin yaklaşık yüzde 80’ini oluşturan bankacılık sektörünün yanı sıra, sektörün diğer önemli lokomotifleri olan sigortacılık, bireysel emeklilik, faktoring, tüketici finansmanı ve finansal kiralama sektörlerinin küresel krize nasıl yanıt verdiklerini yurtdışı ve yurtiçi sektör dinamikleri ışığında inceliyor.

“Sektör Krizin Yörüngesine Girmedi”

Raporu değerlendiren Deloitte Türkiye Danışmanlık Ortağı Ayşe Epikman şunları söyledi: “Raporumuz, bankacılığın başını çektiği Türk finans sektörünün güçlü altyapısı, likidite yapısı, sermaye yeterliliği, risk yönetimi ve iç kontrol sistemleri ile küresel krizden yurt dışı örneklerine kıyasla daha sınırlı olarak etkilendiğini ortaya koyuyor. Gelişmiş ülkelerdeki birçok büyük bankanın milyarlarca dolar zararla kapadığı 2009 yılında, Türk Bankacılık sistemi, yurtdışı örnekleri ve Türk reel sektörünün aksine, 'küresel kriz yörüngesine' girmedi.”

Deloitte raporunda, küresel krizin özellikle 2009 yılı ilk çeyreğinde reel sektörü büyük ölçüde etkilediği ve bu olumsuz etkilerin yıl geneline yayıldığı, ancak küresel büyüme öngörüleri paralelinde Türkiye ekonomisi açısından da olumlu görüşler hakim olduğuna dikkat çekiliyor. Türkiye ekonomisinin, 2010 yılında yüzde 3,7 civarında büyüyeceği, 2011 yılından itibaren ise büyümenin ivme kazanacağı öngörülüyor.

Türkiye’nin Kredi Notu Yükseldi

Raporda, Türkiye ekonomisindeki olumlu gelişmeler ve beklentiler sonucunda uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Moody's, Fitch ve Standard and Poor's’un Türkiye'nin uzun vadeli yabancı para cinsinden kredi notlarını yükseltmelerine de dikkat çekiliyor. Öte yandan Türk finans sektörü, krize rağmen büyüme istikrarını korumaya devam etti. Türk finans sektörünün yüzde 79’unu bankalar, yüzde 3’ünü sigorta şirketleri, yüzde 1’ini bireysel emeklilik ve hayat şirketleri, yüzde 11’ini Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın varlıkları ve geri kalan yüzde 6’sını da finansal kiralama, faktoring, tüketici finansmanı, menkul kıymetler ve gayrimenkul yatırım ortaklıkları şirketlerinin oluşturuyor. Finans sektörün toplam aktif büyüklüğü 2009 yılının üçüncü çeyreğinde ise 2008 yılı sonuna göre yüzde 7,6 artarak 1006,8 milyar TL’ye ulaştı.

Karlılık Performansında Rekor

Finans sektörünün 5’te 4’ünü oluşturan Türk Bankacılık sistemi ise, gelişmiş ülkelerdeki bir çok büyük bankanın milyarlarca dolar zararla kapattığı 2009 yılının ilk 3 çeyreğinde, karlılık performansında rekorlar kırdı. Bankacılık sektörünün toplam aktifleri, Aralık 2009 itibariyle 2008 yıl sonuna göre yüzde 14 artarak 834 milyar TL’ye yükseldi. Bankacılık sisteminin aktif büyüklüğünün yüzde 92,8’ini oluşturan mevduat bankaları, yılı yüksek karlılık oranları ile kapadılar. Bankaların artan karlılıklarında net faiz gelirlerindeki artışın etkisiyle yaşanan sıçrama etkili oldu. 2010 yılından itibaren ise, azalacak marjlar ile birlikte aktif karlılık rakamlarında düşüş yaşanması ve faiz dışı gelirler/faiz dışı giderler oranı diğer bankalara göre yüksek olan bankaların öne çıkması bekleniyor.

Kredi Artış Hızı Azaldı


2009 yılında menkul değerler portföyündeki yüzde 35,5’lik artışa rağmen, toplam kredi artış, 2009’un üçüncü yarısında canlanma yaşanmış olmasına rağmen, yüzde 7 seviyesinde kaldı. Son iki dönemde faiz oranlarındaki azalmaya ve vergisel teşviklere bağlı olarak kredilerde yaşanan canlanma krizin dip noktasından çıkıldığına işaret ediyor. Ancak, yurtiçi ve yurtdışı piyasalardaki gelişmelere bağlı olarak 2009 yılının sektör açısından önceki yıllara göre daha yavaş bir organik büyümeyle sona ermesi bekleniyor.

Tasarrufların reel sektöre plasmanı konusunda ise, 2001 ekonomik krizi sonrası döneme oranla büyük bir artış gözleniyor. O dönemde yüzde 30’lar seviyesinde olan kredi/mevduat oranı kademeli bir artış neticesinde 2008 yılında yüzde 89 seviyesine ulaştı. Küresel ekonomik krizin ilk dönemlerinde bankaların kredilendirmede daha muhafazakar bir yaklaşım sergilemeleri sonucunda bu oran Aralık 2009 itibariyle bu oran yüzde 81 olarak gerçekleşti. Kriz başlangıcında artan faiz marjlarının ve kriz sonrasında kademeli olarak azalan TCMB gecelik faiz oranı ve TL mevduat faiz oranlarının yurtiçi ve uluslararası konjonktüre bağlı olarak kredi faiz oranlarına yansımasının uzun sürmesi de sektör kredileri üzerindeki baskıyı artırıcı etki yaptı. Önümüzdeki dönemde ise, reel sektörde yaşanacak olumlu gelişmeler, IMF’nin 2010 için yüzde 3,7’lik GSYİH büyüme oranı tahmini ve kredilerde yaşanacak canlanmanın bankaların aracılık performansının 2010 yılından itibaren artış trendine devam edeceği sinyallerini veriyor.

Küresel krizin bankacılık sektörü üzerindeki etkilerinin görüldüğü bir nokta, artan sorunlu krediler oranı oldu. Bu oran, Aralık 2008’de yüzde 3,7 seviyesinde iken; Aralık 2009 itibariyle yüzde 5,3’e kadar yükseldi. Sektörde en yüksek kredi takip oranının yüzde 7,6 ile KOBİ kredilerde olması ve krizin etkilerinin hissedildiği Aralık 2008-2009 döneminde takip oranındaki en yüksek artışın bu gruba ait kredilerde yaşanması krizin reel sektör üzerindeki baskısının bir göstergesi oldu.

Bankacılıkta İstihdam Arttı

Aralık 2008 itibariyle bir önceki yıla göre yüzde 8,8’lik büyüme ile 182,665’e ulaşan Türk bankacılık sektörü çalışan sayısında, 2009 yılında artış hızı yavaşladı ve Aralık 2009 itibariyle artış yüzde 0,85 olarak gerçekleşti.
Şube sayılarındaki artışta da benzer şekilde yavaşlama görüldü. 2008 yıl sonunda yüzde 15 olan şube sayısı artış hızı, 2009 yılı itibari ile yüzde 3 oranına düştü. Sektörde istihdamın artmasına rağmen, şube başına düşen çalışan sayısında azalma oluştu. Bunda, teknolojik yatırımlar sonucunda teknolojik altyapının güçlendirilmesiyle İnternet bankacılığının kullanım oranının arttırılması ve alternatif dağıtım kanallarına yöneliş de etkili oldu.
En yüksek çalışan sayısı artışı, yüzde 7 ile katılım bankalarında gerçekleşti. Artış oranı aynı dönemde mevduat bankalarında yüzde 0,4, kalkınma ve yatırım bankalarında da yüzde 0,6 oldu.

2007-2008 yıl sonu rakamları itibariyle Türkiye genelinde il bazında şube sayısındaki artış incelendiğinde 81 ilin 70’inde en az bir şube açıldığı görülüyor. Hakkari, Kars ve Karabük ise, şube sayısı azalan 3 il olarak kayda geçti. 2008 yılında İstanbul, 310 şube ile en çok şube açılan il oldu. Aynı zamanda Samsun, Gaziantep, Amasya,Osmaniye ve Tokat olmak üzere 5 ilde de şube sayısındaki artış, yüzde 25’in üzerinde gerçekleşti.

İnternet Bankacılığı 5 Yılda İkiye Katlandı


2005 yılında 3,17 milyon kişi olan İnternet bankacılığı aktif kullanıcısı Eylül 2009 itibariyle 5,69 milyon kişiye yükselmiş durumda bulunuyor. Aktif kullanıcıların yüzde 90’ını aktif bireysel kullanıcılar oluşturuyor. İnternet bankacılığı alanında, işlem adedi ile işlem hacmi de artış gösteriyor. 2006 yılında yaklaşık 550 milyon TL düzeyinde bulunan toplam işlem hacmi, Aralık 2009 itibarı ile 832,240 milyon TL’ye ulaştı. İşlem hacminde İşlem hacminin en yüksek olduğu iki kategori para ise, transferleri ile yatırım işlemleri olarak ön plana çıktı.

Bankacılık Daha Az Etkilendi

Deloitte Türkiye Danışmanlık Ortağı Ayşe Epikman, sektördeki gelişmeleri şu sözlerle değerlendirdi:
“Türk Bankacılık sektörü güçlü aktif kalitesi, sermaye yeterliliği, risk yönetimi ve iç kontrol sistemleri sayesinde bu dönemden, diğer sektörlere ve yurt dışı örneklerine oranla daha az etkilendi. Bunun bir diğer önemli nedeni de, 2001 krizi neticesinde getirilen yeni düzenlemeler ile daha şeffaf ve sağlam bir mali yapıya sahip olmalarıdır. Deloitte Danışmanlık Ekibi olarak, kurumların günümüz konjonktüründe, kriz etkilerini gösterdikten sonra kısa vadeli tedbirler almak ve günü kurtarmak yerine olası bir küresel krize karşı proaktif bir yaklaşım ile kurumsal yapılarını güçlendirme, verimlilik ve maliyetleri sürekli olarak kontrol altına alma ve en önemlisi müşteri odaklılık gibi konulara yönelmelerinin bu krizin en büyük çıkarımları olduğuna inanıyoruz.”

 

Kaynak:  http://www.ekonometri.com.tr

 

Paylaş

Yorum ekle

Yorum yapabilmek için Üye olmanız gerekmektedir.


Güvenlik kodu
Yenile

Yurtdışı piyasalar (www.yatirimyeri.com)

Copyright © 2013 www.istürk.com - Tüm hakları saklıdır. Tasarım Integral Promotion